Vatan Kahramanları Vakfı’ndan Güçlü Bir İnsani Çağrı: İran’daki Olaylar ve Ortak Sorumluluğumuz

Vatan Kahramanları Vakfı olarak, İran’da yaşanan toplumsal olayları yalnızca bir siyasi gelişme olarak değil, derin bir insani sınav olarak görüyoruz. Sokaklara yansıyan her gerilim, istatistiklere yansıyan her kayıp ve her gözaltı; gerçekte bir insan hayatına, bir aileye ve bir geleceğe dokunmaktadır. Bugün İran’da yaşananlar, bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır: Krizlerin merkezinde her zaman insan vardır.

Uluslararası raporlar, son olaylarda binlerce insanın gözaltına alındığını, çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini veya yaralandığını ve milyonlarca insanın bu süreçten psikolojik ve sosyal olarak etkilendiğini göstermektedir. İran’ın 80 milyonu aşan nüfusu içinde her toplumsal sarsıntı, dalga dalga yayılarak ailelerin günlük yaşamına, gençlerin umutlarına ve çocukların geleceğine dokunmaktadır.

Bizler biliyoruz ki hiçbir istatistik, bir annenin evladına duyduğu korkuyu; hiçbir rapor, bir gencin geleceğe dair kaygısını tam olarak anlatamaz. Toplumsal gerilim ortamında büyüyen çocukların taşıdığı travma, yalnızca bugünün değil, yarının da yükünü oluşturur. Bu nedenle sivillerin korunması, temel insan haklarının güvence altına alınması ve şiddetin her türlüsünden uzak durulması ertelenemez bir insani zorunluluktur.

Vatan Kahramanları Vakfı olarak tüm taraflara açık ve güçlü bir çağrıda bulunuyoruz: İnsan hayatı her türlü siyasi ve ideolojik tartışmanın üzerindedir. Sivillerin güvenliği, gençlerin korunması ve barışçıl diyalog kanallarının güçlendirilmesi öncelik olmalıdır. Diyalog, anlayış ve insan onuruna saygı; kalıcı toplumsal istikrarın tek sürdürülebilir yoludur.

Uluslararası toplumun, sivil toplum kuruluşlarının ve insani yardım aktörlerinin ortak sorumluluğu; gerilimin ortasında kalan insanların yanında durmak, psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirmek ve insan haklarının korunmasına yönelik çabaları artırmaktır. Sessizlik, acıyı büyütür; dayanışma ise umudu besler.

Vatan Kahramanları Vakfı olarak inanıyoruz ki acı sınır tanımaz ve insanlık ortak bir vicdanda buluşur. İran’da yaşanan her kayıp, hepimizin ortak kaybıdır. Bu nedenle herkesi, insan hayatını merkeze alan bir duyarlılıkla hareket etmeye; şiddetin değil, merhametin ve diyaloğun tarafında durmaya davet ediyoruz.

Çünkü gerçek güç, en kırılgan olanı koruyabildiğimizde ortaya çıkar. İnsan onurunu savunmak, yalnızca bir tercih değil; insan olmanın temel sorumluluğudur.